Dönüşüm: Evde daha çevre ve iklim dostu olmanın 8 yolu - Yirmiyedi Kuzguncuk
SEPETİM

Sepetinizde ürün bulunmamaktadır.

Yirmiyedi Kuzguncuk | Dönüşüm: Evde daha çevre ve iklim dostu olmanın 8 yolu

14 Ağustos 2021

Dönüşüm: Evde daha çevre ve iklim dostu olmanın 8 yolu

COVID-19 ile ilgili endişeler ve gelecekte ne olacağına dair belirsizlikler devam etse de kesin olan bir şey var: değişim artık kapımızda. İklim krizi, art arda yaşanan felaketler derken dönüşüme katılıp çevreyi ve doğayı kurtarma konusu artık gönüllülük değil zorunluluk prensipleriyle devam etmeli.

Hepimizin kendimizce atacağı adımlarla büyük farklar yaratabiliriz, bunu artık biliyoruz.

2 senedir hayatımız alt üst oldu değil mi? Virüs milyonlarca kişiyi zorunlu bir sadeleştirmeden geçmeye zorladı.

Bu da küresel ölçekte yeni bir dönüşümü beraberinde getirdi. Üretim ve tüketim yöntemlerimizdeki değişimle birlikte sağlıktan eğitime kadar birçok alanda da dönüşüm kaçınılmaz hale geldi.

Evde sıkışıp kalarak geçirdiğimiz zaman düşünmek ve araştırmak için aslında çok kıymetli bir dönem oldu. Yaz ayları sona yaklaşırken yeni varyantlar ile tekrar kapanacak mıyız bilinmez ama kapansak da kapanmasak da, bir kez daha gerçek ihtiyaçlarımızı – beslenme, barınma ve sosyal bağlarımızı – değerlendirmemiz ve 21. yüzyıla zerk etmiş yaşam standartlarını dönüştürmemiz artık zaruri.

Sağlıklı beslenmenin sadece et ya da yeşillik yemekten ibaret olmadığını, temizliğin zeytinyağı sabunu ile de yapılabileceğini öğrendik. Seyahat etmenin, temiz havaya sahip olmanın, güneşi görmenin, paylaşmanın ve dayanışmanın tüm insanlık için ne kadar önemli olduğunu gördük. Onlarca giysi, ayakkabı ve çanta, gösterilecek kimse olmadığı zaman ya da her gün başka bir yere gidilmediği zaman tüm anlamını yitirdi. Gerçek ihtiyaçlarımızı düşünürken ne kadar “ekstra-vagant” bir hayat tarzı ile yaşamayı kanıksadığımızı bir kez daha gördük.

Bu sene Dünya Limit Aşım günü, her sene olduğu gibi gerileyerek maalesef 29 Temmuz 2021’de doldu. Kaynaklarımızı her geçen gün daha da hızlı tüketiyoruz.

Gezegenimizin bize sonsuza kadar hizmet edecek bir “kaynak” olmadığını, canlı ya da inorganik tüm varlıkların bir bütünün parçası olduğunu ve görünmez bağlar paylaştığımızı yeniden kavramakta geç kalmamak için hemen şimdi harekete geçmek zorundayız. Çok fazla su kullanırsak tükeneceğimizi öğrendik. Günlerce aynı sade ve basit eşyalarla ve kıyafetlerle yaşayabileceğimizi, tarım ve gıda güvenliğinin her zaman çok önemli olduğunu gördük.

Bazılarımız evde virüsten korunabilirken, sağlık, tarım, gıda, enerji, gıda, ulaşım ve güvenlik gibi sektörlerdeki temel işçiler, milyonlarca insanın ihtiyaçları için hayatlarını riske atmaya devam ediyor. Bu riskin farkındalığı azalmaya başlıyor. İnsanlığın her döneminde olduğu gibi bu pandemiyi de kanıksayarak bazen mavi yakalı işçilerin bu işlerde hizmet vermeye “zorunlu” olduğu gibi bir varsayım ile hareket edebiliyor; gereksiz ürün ve hizmet talep edebiliyoruz. Toplumsal riski indirgemek, fırsat eşitliğine katkıda bulunmak ve enerji tüketimini minimumda tutmak adına adımlarımızı daha sağlam atmalı ve tüketim alışkanlıklarımızı değiştirmek için neler yapabileceğimizi tekrar düşünmeliyiz. Sadece kendimiz ve çevremiz için değil, herkes adına düşünerek bunu bir hayat tarzına dönüştürmeliyiz.

Bu salgın da geçecek belki; ancak uzmanlar bizi çok daha ciddi sorunların beklediği konusunda artık sürekli uyarıyor. İklim krizi ve çevresel yıkım sonunda (belki de COVID-19 pandemisi sayesinde er ya da geç) hepimizi tüketimimizi azaltmaya ve hayatımızı daha iyi hale getirmeye zorlayacak. Bugün, tam o noktaya varmış vaziyetteyiz. Yerel yönetimler zorunlu politikalar getirmeye başlamadan önce kendi hane halkımız ile birlikte yeni normale uyum sağlamak ve katkıda bulunmak için neler yapabiliriz daha çok araştırmalı ve aktif rol oynamalıyız.

Basit, sade ve kolay.

Zenginlik ve paranın değerlerini baltalayan bu salgın, gerçek ihtiyaçlarımızı gözden geçirmemize ve basitleştirmenin yollarını aramamıza vesile oldu. Bundan sonraki hayatımız için benimseyebileceğimiz bazı basit ama büyük adımlar var. İşte Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği‘nden birkaç fikir.

1. Yerel satın alın, yerel yiyin

Pazarların çeşitliliği ve ürünlerin tazeliği sizi de mutlu edecektir.

Bu pandeminin daha ne kadar süreceğini bilemeyiz ama bu sürecin bize yiyeceğe ve yakında olana erişimin ne kadar önemli olduğunu bir kez daha hatırlattığı kesin. Karar vericileri ve politikacıları uyarma, hareket geçirme ve uygulatma önce bizden başlıyor. Dünya’nın yanı sıra kendimizin ve bu gezegeni paylaştığımız diğer türlerin sağlığını da önemseyen çevre dostu üretim ve hasat yöntemlerini destekleyebilir; evimize bunun dışında kalan yöntemleri uygulayan herhangi bir ürünü sokmayı reddedebiliriz.

Kendi bölgelerimizdeki yerel üretimi doğrudan destekleyerek, ihtiyaçlarımız için uzak kaynaklara ve satıcılara yönelmek yerine yerel olarak karşılayabilir, böylece ekolojik ve karbon ayak izimizi azaltabiliriz. Yani arabanıza atlayıp iki mahalle ötedeki süpermarkete gitmek yerine kendi sokağınıza en yakın kurulan pazar yerine gidebilir, taşımanızı kolaylaştırmak için bir pazar arabası edinebilir ve çevrenize bakına bakına yürüyerek hem vücudunuza hem doğaya bir iyilik yapabilirsiniz.

2. Gezegeni düşünerek yemek yiyin

Son yıllarda ve özellikle bu salgının patlak vermesinden bu yana, yerel tohumlarla yetiştirilen ekolojik ve çevre dostu ürünlere odaklanılarak doğru beslenme giderek daha fazla önem kazandı.

Taze yemekleri yiyeceğinizden fazla almayın. Eğer alıyorsanız turşu ya da salamura gibi yöntemleri araştırın ve ziyan etmeyin.

Soframıza gelen gıda ürünleri konusunda dikkat edilmesi gereken önemli bir nokta da yetiştirilme yöntemleridir. Azot, nitrit, fosfor ve fosfat gibi geleneksel tarım kimyasalları ile birlikte diğer pestisit ve gübrelerle yetiştirilenlerin hem akut hem de kronik hastalıklara neden olduğu, toprağımızı ve suyumuzu kirlettiği herkes tarafından artık biliniyor. Böylece, bu kimyasallar, bu kaynakları enfekte ederek, bu habitatlarda yaşayan birçok türü öldürüyor ve gıdalarımızın geleceği için ihtiyaç duyduğumuz biyogenetik çeşitliliği büyük ölçüde azaltıyor.

Sorgulamaktan çekinmeyin: pazarcınıza ya da süpermarketinizin çağrı merkezine sorular sorun ve ürünlerinizin kökenini öğrenin.

Doğru ürünü bulmak, tüketim farkındalığı ve gıda etrafında dönen sosyolojik temalarla alakalı oldukça detaylı bilgiler edinebileceğiniz harika YouTube kanalı Ruhun Doysun‘u henüz duymadıysanız mutlaka keşfedin. Spesifik olarak ürün seçimi ve doğru gıda için “Malın İyisi” bölümüne göz atabilirsiniz.

3. En güzeli el emeği

Evde kendi ekmeğinizi, yoğurdunuzu ve peynirinizi yaparak hem alışverişe çıkmaktan kaçınabilir, hem de daha sağlıklı, probiyotikten zengin bir beslenme sürdürebilirsiniz. Ev yapımı yemek yolculuğunuza başlamak için en iyi zaman bu olabilir.

En güzel ve faydalı probiyotik besinlerden yoğurdu deneyerek başlayabilirsiniz. Gözünüzde büyümesin, sonucuna değecek.

4. Evde kompost

Doğaya yapabileceğimiz en büyük katkılardan biri ona ait olanı geri dönüştürmek.

Şimdi mutfak atıklarınızı değerlendirme ve dönüştürme zamanı. “Vakit yok” diyerek ertelediğiniz kompost yapma hayalinizi, varsa balkonunuzda veya bahçenizin bir köşesinde gerçekleştirebilirsiniz. Hatta komşularınızı toplayıp katılmaya ikna edebilirsiniz. Sosyal mesafeye dikkat ettiğiniz sürece yine birlikte kompost yapabilirsiniz.

Kompost ile alakalı daha detaylı bilgi için Live to Bloom‘un bu oldukça basite indirgenmiş ve okuması keyifli yazısına göz atabilirsiniz.

5. Temizlerken çevreyi kirletmekten kaçının

Bu salgının bize hatırlattığı bir diğer şey ise, yüksek parfümlü, zararlı kimyasal yüklü deterjanlara ihtiyacımız olmadığı ve sabun ve suyun yeterli olduğudur.

Limon, tuz ve karbonatın bir arada neler yapabileceğine inanmakta güçlük çekeceksiniz. Ne varsa eskilerde var!

Deterjanlardaki bazı kimyasalların su kaynaklarımızı, toprağı ve çevreyi nasıl kirletebileceğini ve temizlik yaparken sağlığımıza nasıl zarar verebileceğini anlamamız gerekiyor. Beyaz sirke ve kabartma tozu veya sade eski sabun bazen güçlü, kokulu çamaşır suyuna daha iyi alternatifler olabilir. Aslında, Mesleki ve Çevre Klinikleri Birliği’nin (AOEC) araştırmasına göre, çamaşır suyunun astımı sadece tetiklemekle kalmayıp neden olduğu bulunmuştur. Dezenfektan olarak haftalık ağartıcı kullanımı, daha yüksek – neredeyse üçte birine kadar – kronik obstrüktif akciğer hastalığı (KOAH) riski ile ilişkilendirilmiştir.

Tabii ki, virüsler hızla yayılıyor. Bazı uzmanlar sert yüzeyleri temizlemek için seyreltilmiş çamaşır suyu kullanmanızı tavsiye ediyor. Bu nedenle sabun ve suyun gücüne inanmıyorsanız, odayı iyi havalandırdığınızdan emin olun ve aşırıya kaçmayın. Ayrıca minimum oranda kullanarak su kaynaklarının kirlenmesini sınırlamaya çalışın.

Alternatif olarak her evde bulunan doğal ürünleri birbirine karıştırarak denemeler de yapabilirsiniz. Sonuçlarına siz de şaşıracaksınız.

6. Enerji kullanımını azaltın

Dünya genelinde her yıl yaklaşık 7 milyon insan hava kirliliğinin yol açtığı sağlık sorunları nedeniyle hayatını kaybetmektedir. Sadece Türkiye’de her yıl 29.000 kişinin öldüğü tahmin ediliyor. Hava kirliliğinin arkasındaki en önemli faktör ısınma, enerji üretimi ve ulaşımda ortaya çıkan fosil yakıtların yakılmasıdır. Koronavirüs pandemisi nedeniyle ulaşım ve enerji kullanımındaki önemli azalmanın hava kalitemiz üzerinde olumlu etkileri oldu. Bu etkiyi devam ettirmek elimizde. Bugün alacağımız önlemler hava kirliliğini azaltmak ve önlemek için çok kritik.

7. Bilişim ayak izi

Faydaları sonsuz olan teknoloji o kadar da masum değil. Saatlerce sosyal medyada dolaşırken, WhatsApp’ta mesaj yazarken veya YouTube’da video izlerken enerjiyi ve dolayısıyla gezegenimizin kaynaklarını tüketiyoruz. İnternetin tükettiği enerji ve geride bıraktığı karbon ayak izi, sivil uçaklarınkini geçmek üzere. 2015 verilerine göre internet, yaklaşık 80 nükleer santralin gücüne eşit olan 830 milyon ton CO2 salmaktadır.

Birçok telefonda bulunan “ekran süresi sınırlama/hatırlatma” uygulamalarını kullanarak farkındalığınızı artırabilirsiniz.

Evet, internet hayatımızın hayati bir parçası ama belki de günlük olarak harcadığımız miktarı azaltmaya çalışabiliriz. Ayrıca uygun durumlarda “tümünü yanıtla” yerine yanıtla tuşuna basmak, gereksiz e-posta gruplarını bırakmak, veriler için temiz enerjili bulut sunucuları kullanmak ve kapalıyken elektrikli cihazları fişten çekmek gibi basit adımlarla bilişim ayak izinizi azaltabilirsiniz.

8. Önlemek, tedavi etmekten daha kolay

Koronavirüs salgını sağlığa bakışımızı da değiştirdi. Vücudumuzun bütünlüğünü, bağışıklık sistemimizin önemini ve beslenmenin etkisini bir kez daha anladık. Sağlık sistemi sadece hastalıklar ve hastalar için değil, aynı zamanda insan ve hayvanları sağlıklı tutmak için de düzenlemelere ihtiyaç duyarken, her birimiz bireysel adımlar atabilir ve çok geç olmadan koruyucu sağlık önlemlerini alabiliriz.

Daha büyük krizler için hazırlanın

Koronavirüs salgını bize yaşamlarımızı değiştirme ve kendi sağlığımızı, yaşam kalitemizi ve gezegenin sağlığını iyileştirme fırsatı veriyor. Bu fırsatı değerlendirmezsek, iklim uzmanları çevre kirliliğinin neden olduğu sorunların bizi yüzümüze vuracağı konusunda uyarıyor.

Koronavirüsün neden olduğu sıkıntıların temelinde, baskın düşünce ve davranış kalıpları ve özellikle tüketim kültürü yatmaktadır. Eskiye dönmek yerine yeni düşünce, davranış ve alışkanlıklar yaratmamız, üretim-tüketim modelleri tasarlamamız ve ekosistemimize uyumlu yaşam tarzlarına yön vermemiz gerekiyor.

Bugün evlerimizde kalabiliriz ama yarın ne ellerimizi yıkamak ne de evde kalmak, uzmanların yıllardır uyardığı kuraklık, ekolojik göç ve iklim değişikliğinin yol açtığı hastalık gibi sorunlara çare olmayacak.

Einstein’ın dediği gibi, “Deliliğin tanımı, aynı şeyi tekrar tekrar yapıp farklı sonuçlar beklemektir.”

Bunları çözmenin anahtarının enerjiden tarıma, sağlıktan eğitime, konuttan ulaşıma kadar her alanda sorumlu politika ve stratejilerle gerçekleşecek küresel dönüşümde yattığı açıktır.

Diğer Blog Yazıları

Yirmiyedi Kuzguncuk | Size ve Yazlığınıza, Hatta Sevdiklerinizin Yazlığına Harika Gidecek 27 Yazlık Ürün

13

Temmuz

Size ve Yazlığınıza, Hatta Sevdiklerinizin Yazlığına Harika Gidecek 27 Yazlık Ürün

İNCELE
Yirmiyedi Kuzguncuk | Sanat ve Tasarım meraklısı herkesin Konsept Mağazalar hakkında öğrenmesi gerekenler

30

Mayıs

Sanat ve Tasarım meraklısı herkesin Konsept Mağazalar hakkında öğrenmesi gerekenler

İNCELE
Yirmiyedi Kuzguncuk | Bakım ritüeli zamanı: Kapanmada size ilaç gibi gelecek en iyi 5 cilt bakımı ürünü

11

Mayıs

Bakım ritüeli zamanı: Kapanmada size ilaç gibi gelecek en iyi 5 cilt bakımı ürünü

İNCELE
Yirmiyedi Kuzguncuk | Maison Française Nisan sayısındayız!

11

Nisan

Maison Française Nisan sayısındayız!

İNCELE